Masaüstüme Çift Tıkladım

06 May 2017 Cmt 2 yorum

Bu yazımda kullandığım masaüstü sistemine yakından bakıyoruz.

Bundan yaklaşık 7 yıl önce Bilgisayarıma Çift Tıkladım başlığı ile dizüstü bilgisayarım ve donanımsal özellikleri hakkında küçük bir yazı paylaşmıştım. Kullandığım birçok dizüstü bilgisayarın yavaş kalması, zamanla tümünde ısınma sorunu ortaya çıkması ve daha da önemlisi donanımların yükseltilememesi sebebi ile yaklaşık 1.5 yıldır kendi topladığım masaüstü sistemini kullanıyorum. Bu yazımda dahili ve harici bileşenlere kabaca değinip vakit buldukça bileşenler hakkında incelemeler yapmaya çalışacağım.

İşte kullandığım sistem:

● Intel Skylake i7 6700K 4.0GHz İşlemci

● MSI Z170A Gaming M5 Anakart

● MSI GeForce GTX 1080 GAMING X 8GB Ekran Kartı

● Kingston Hyperx Fury 32GB 2400 Mhz DDR4 RAM Bellek

● Samsung 250GB 960 EVO M.2 NVMe PCIe SSD

● Kingston 120GB HyperX Fury SSD

● Toshiba Q Series Pro 128GB SSD

● Cooler Master CM 690 III Kasa

● Cooler Master Seidon 240V Sıvı Soğutma

● Corsair RM750x 750W 80+ Gold Güç Kaynağı

● LG 34" 34UC98-W IPS Curved LED Monitör

● Logitech G502 Proteus Spectrum RGB Oyuncu Faresi

● Logitech G810 Orion Spectrum RGB Oyuncu Klavyesi

● Steelseries Qck Mass Mouse Pad

 

Önce dahili donanımlardan başlayalım.

İşlemci: Intel Skylake Core i7 6700K 4.0GHz 8Mb Cache LGA1151

Intel'in Kabylake öncesi güçlü bir işlemcisi olan i7 6700K sistemin kalbinde yer alıyor. Standart olarak 4.0 Ghz hızında iken Turbo Boost ile 4.2 Ghz hızına çıkabiliyor. Küçük hız aşırtma (overclock) denemelerimde 4.4 Ghz'i ekstra voltaj vermeden görebildi. Sıcaklık işlemci boşta iken 33-35 derecede seyrederken yük altında 70 dereceyi görebiliyor.

Bellek: Kingston 32GB (2x16GB) HyperX Fury Black DDR4 2400MHz CL15

Bellek konusunda en güvendiğim marka olan Kingston'un iki adet 16GB'lık belleğini çift kanal çalışacak şekilde sisteme dahil ettim. Overclock potansiyeli oldukça yüksek olan bu bellekler ekstra voltaj vermeden ve sorunsuz bir şekilde 2666-2800 Mhz hızlarında rahatça çalışabiliyor. İnternet incelemelerinde 3000Mhz'de dahi çalıştığını görebilirsiniz. Performansta gözle görülür bir etki yaratmadığı için fabrika çıkış hızında çalıştırmayı uygun görüyorum.

Anakart: MSI Z170A GAMING M5 ATX

Sistem toplarken dikkat edilmesi gereken en önemli bileşenlerden birisi anakart seçimidir. Tüm bileşenler doğrudan veya dolaylı olarak anakarta bağlı olduğu için sistemin stabil çalışmasındaki rolü büyüktür çünkü. Anakart seçimi geleceğe dönük yapılmalıdır. Üzerindeki RAM slotu sayısı, SATA portu sayısı, PCI Express hatlarının sayısı ve içerdiği teknolojiler göz önünde bulundurulmalıdır. Ben elimde bolca disk olduğu için SATA portu sayısına önem vererek MSI'ın Gaming serisi orta sınıfından M5 modelini seçtim. Ayrıca ileriye dönük yükseltmeler için M.2 desteğine dikkat ederek bu modeli aldım. Anakartın benim için önemli özelliklerine kısaca değinecek olursam, 6 adet SATA portu, 2 adet M.2 portu, 4 adet RAM slotu, 5 adet fan bağlantısı, USB 3.1 ve Type-C portları.

Anakartın en hoş özelliklerinden bir tanesi BIOS üzerinde fan profili oluşturulması. Bu sayede işlemci ve sistem fanlarının işlemci sıcaklığı düşükken minimum devirlerde çalıştırmanız mümkün. Ekstradan herhangi bir yazılımına veya fan kontrolcü cihazlara ihtiyacınız yok. BIOS'un UEFI arayüzü de oldukça iyi tasarlanmış. Hız aşırtma sevenler için birçok ayar bulunuyor.

Ekran Kartı: MSI GeForce GTX 1080 GAMING X 8GB

Bilgisayarınızda oyun oynamayı hedefliyorsanız ağırlık vereceğiniz donanımların başında ekran kartı gelir. Çok fazla oyun oynamasam da kullandığım ekranın çözünürlüğü yüksek olduğu için güçlü bir ekran kartı tercih ettim. Daha önce Asus ve MSI ekran kartlarının her ikisini de kullanmış biri olarak MSI'ı daha sessiz buluyorum. Bu yüzden fiyatları yakın olmasına rağmen MSI markasında karar kıldım. 2 fanlı bir model, 8GB belleğe sahip ki bu günümüz oyunları için fazlasıyla yeterli, hatta fazla. 4K oyunlarda dahi bu denli bir bellek kullanımı olmuyor. Fakat 4GB belleğin ekran kartları için tam sınır noktası olduğunu söylemekte fayda var.

Amacım tamamen sessiz bir sistem oluşturmak. Birçok ekran kartında olduğu gibi bu modelde de 60 dereceye kadar fanlar devreye girmiyor. Fakat ben yine de fanları düşük devire alarak çalıştırıyorum. Çünkü Ekran kartı 55-60 derece arasında çalışırken kendisi zarar görmese de kasa içerisindeki sıcaklığı aşırı artırıyor. Bu yüzden MSI Afterburner yazılımı ile kullanıcıların sıcaklık 30 derece üzeri iken fan devirlerini %25-30 arasında ayarlamalarını tavsiye ederim. Çünkü bu devirlerde ekran kartı 35 derecede çalışıyor ve fan sesini duymanız da mümkün değil.

Sistem Diski: Samsung 250GB 960 EVO M.2 Sata NVMe SSD

SATA arabiriminin kısıtlamaları sebebiyle normal SSD diskler şu an 600MB/s veri aktarım hızını geçemiyor. Yeni nesil M.2 slotu ve PCI Express hattını kullanan NVMe diskler ise 32GB/s hızlara ulaşabiliyor. Şu an piyasada çok fazla NVMe disk seçeneği yok. Satışta olan diskler arasında en çok gözde olan ise Samsung'un 3200MB/s okuma ve 1500MB/s yazma hızı vaadeden 960 Evo modeli oluyor. Normal SSD'lere kıyasla iki kat pahalı olduğu söyleyebilirim. CrystalMark yazılımı ile yaptığım testlerde saniyede 3000MB okuma, 1470MB yazma hızlarına ulaştığını gördüm.

Normal bir SSD diske sahipseniz ve NVMe bir diske geçiş yapmış iseniz gözle görülür bir fark yaşamıyorsunuz, bunu belirtmekte fayda var. Çünkü işletim sistemi hiçbir zaman bu denli büyük verilerle işlem yapmıyor. Fakat NVMe bir diskten yine NVMe bir diske dosya koplarım derseniz farkı o anda hissedersiniz. Ya da oyunları bu diske yükleyerek açılış sürelerinde iyileşme hissedebilirsiniz. Şimdilik pahalı diskler olduğu için ve günümüz oyunları 60-65GB boyutlara sahip olduğundan içine çok fazla oyun da atamayacağınızı söylemek yanlış olmaz.

Sıvı Soğutma: Cooler Master Seidon 240V

Hava soğutma sistemimden memnum olmama rağmen uygun fiyatlı olmasından dolayı yakın zamanda sıvı soğutma sistemine geçiş yaptım. 240mm radyatöre sahip Seidon 240V modeli giriş seviyesi bir su soğutma sistemi. Intel i7 6700K işlemcimi boşta 35 derece, yükte 60 derecede sabit tutabiliyor. Üzerindeki fanların devrini sıcaklık 50 derece altındayken 400RPM civarında ayarladım. Bu devirde aslında fanların soğutmaya pek katkısı yok gibi ama sessiz kalmaları yeterli. Her fan da bu devirde çalışmaz, belirteyim. Kutusundan çıkan fanlar yerine bir çift Cooler Master JetFlo 120mm fanları kullanıyorum. Sistem fanları başlığında buna da değineceğim.

Hava soğutma sistemim Cooler Master Hyper 412S'ten su soğutmaya geçtiğimde aşırı bir fark yaşadığımı söyleyemem. Hyper 412S işlemci boşta iken 40 derece idi, Seidon 240V'de 35-40 civarında seyrediyor. Fakat sistemin boştaki sıcaklığını baz almak da doğru değil. Sökmeden önce test etmediğim için yükteki sıcaklıklarını karşılaştıramıyorum. Ama Hyper 412S'in 60 derecenin üzerini rahat gördüğünü hatırlıyorum. 

Sıvı soğutma sistemlerinin kabusu zamanla pompanın yavaşlaması veya arıza yapması. Pompa arıza yaptığında değişimi veya tamiri olmuyor, garantisi yoksa ürün çöpe gidiyor. Seidon 240V'nin pompası %70 devirde sıfır ses çalışırken %100 devirde sinek vızıltısı gibi bir sesle çalışıyor. Forumlarda okuduğum kadarıyla bu sorunu yaşayanlar var. Soğutma açısından iki devir arasında fark görmedim tabi. Fakat bir kez acaba pompa durursa ne oluru test ettim ve işlemci çok kısa sürede yük altında bile değilken 80 dereceyi gördü. Hava soğutmada bu durum nispeten daha iyi. Çünkü kule tipi bir soğutucuyu ısıtmak o kadar kolay değil. Sıvı soğutmanın hiç mi avantajı yok peki? Elbette hayır. Kasa içerisinde geniş bir boşluk kalıyor hava sirkülasyonu için. Donanımlara ulaşmak daha kolay. Kimi soğutucular RAM'lerin üzerine oturuyor ve bellekleri sökmek takmak için soğutucuyu da sökmeniz gerekebiliyor. Ayrıca ağır kule tipi soğutucular zamanla anakartı eğip bükebiliyor, özellikte de taşıma esnasında. Su soğutmanın en önemli artısı fanları düşük devirlerde çalıştırarak sessizlik sağlıyor olması.

Güç Kaynağı: Corsair RM750x 750W 80+ Gold Tam Modüler

Çoğu kullanıcı standart bir güç kaynağı alıp geçse de aslında en önemli bileşenlerden birisidir. Çünkü güç kaynağındaki bir sorun bütün sisteminizi çöpe atmanıza neden olabilir. Güç kaynağı tercihinde 80+ Gold sertifikalı bir ürün almaya karar verdim. Testlerde %92 verimlilik ile çalışan Corsair RM750X'i tercih etmemdeki asıl önemli sebep ise soğutma fanının belirli bir güç tüketimine ulaşmadan devreye girmemesi. Yani sıfır sessizlik. Ayırca modüler yapıda olması gereksiz kabloların kasa içerisinde yer işgal etmesinin de önüne geçiyor. 

Kasa: Cooler Master CM693 Mid Tower

Kasa seçiminde en dikkat ettiğim husus disk yuvaları oldu. 8 adet disk çekmecesi bulunan CM690 III modelinde iki adet kasa içerisinde bir de anakart arkasında ekstra SSD disk yuvaları da bulunuyor. Fan ve su soğutma sistemleri için de bolca yuva sunuyor. Gösterişli bir model değil ama oldukça geniş iç hacime sahip. Kablo yönetimi için uygun yapıda. Kasa hakkında çok fazla söyleyecek şey yok aslında. Taşınması zahmetli, havalandırması çok iyi.

Depolama Diskleri ve SSD'ler: Kingston HyperX Fury 120gb SSD, Toshiba Q Series Pro 128GB SSD, Seagate Momentus XT 750GB, Seagate Momentus 500GB ve Hitachi HGST 500GB

Dosya depo alanı ve indirilen dosyalar için 3 adet mekanik disk, oyunlar için 1 adet SSD ve sistem yedeği için de 1 SSD disk kullanıyorum. Fazla detaya girmeye gerek yok ama şunu belirtmek istiyorum. Kingston HyperX Fury SSD diskin zamanla okuma yazma hızları düşerken Toshiba Q Series Pro'da herhangi bir düşüş söz konusu olmadı. İlk günkü performansını hala veriyor.

Soğutucu Fanlar: Cooler Master Jet Flo 120mm (x2), Cooler Master Megaflow 200mm (x2) ve Xigmatek XAF Series 140mm (x1)

Kasa içerisindeki hava sirkülasyonu önemli. Dışarıdan soğuk hava girişi ve içeriden sıcak havanın bir şekilde dışarıya tahliyesi gerekiyor. İki adet CM Jet Flo 12cm'lik fanı CM Seidon 240V üzerine yerleştirdim. Bu fanların en önemli özelliği çok düşük devirlerde çalışabilmesi. 300RPM'de dahi dönmeye başlıyor. Farklı fanlarda denediğimde bu değer 800-900RPM'i buluyor. En üst devirde jet motoru etkisi ve gürültüsü yapıyor. Fakat yüksek devirlerde çalıştırmaya hiç ihtiyaç duymuyorsunuz.

CM Megaflow fanlar ise 20cm büyüklüğü sahip. Büyük fanlar az devirde daha çok hava akışı sağlayabiliyor. Bu yüzden çok daha sessizler. Bu ikiliyi kasa içerisine hava üfleme amaçlı kullanıyorum.

Egzoz fanı olarak da Xigmatek'in 14cm'lik XAF modelinin seçtim. Yüksek devirde gürültülü ama hava akışı da bir o kadar güçlü elbette.

Dahili bileşenler bu kadar. Sırada çevre birimleri var.

Ekran: LG 34UC98 21:9 UltraWide IPS Thunderbolt Monitor

Yine önceleri pek önemsenmeyen fakat şu an bir çok kullanıcının özellikle de oyuncuların aşırı önem verdiği harici bileşenlerden başında ekran geliyor artık. Dünyanın en iyi bilgisayarına sahip olsanız da ekranınız size doğru görüntüyü sunamıyorsa bir anlamı kalmıyor çünkü. Masaüstü kullanımı için 4K çözünürlük şu an birçok monitörde kullanışlı değil kanımca. Bu yüzden tercihimi geniş ekrandan yana kullanarak LG'nin 3440x1440 çözünürlüğe ve IPS ekrana sahip 34UC98 kavisli monitörünü aldım. Kısaca özelliklerine değinecek olursak, 34" IPS kavisli ekran, 3440x1440 piksel çözünürlük, 75Hz tazeleme hızı, HDMI, Thunderbolt, DisplayPort girişleri ve USB portları, AMD FreeSync desteği ve hoparlör. Bu ekranın daha önce şuradaki yazımda detaylı incelemesini yaptığım için çok fazla açıklamaya gerek duymuyorum.

Fare: Logitech G502 Proteus Spectrum RGB

Bol tuşlu bir fare istememden dolayı Logitech'in G502 modelini aldım. Önceleri küçük fare kullanmamdan dolayı hala da alıştığım söylenemez. Fare büyük ve ağır, hatta ağırlığını daha da artırmak için kutudan 3.6gr'lık 5 adet ufak metal çıkıyor. Fare hassasiyeti 12.000 DPI seviyesine kadar ayarlanabiliyor. Tabi o seviyede imleci kontrol etmek mümkün değil. 2500-3000 DPI günlük kullanım için ideal. Üzerinde ayarlanabilir RGB ışıklı Logitech G logosu ve DPI seviyesi ışıkları yer alıyor. Logitech Gaming yazılımı ile üzerindeki 11 adet tuş yeniden programlanabiliyor. Fare tekerliği sonsuz kayma ve tıkır tıkır kayma şeklinde iki moda sahip. Farenin en güzel özelliklerinden bir tanesi ayarlarını kendi dahili belleğinde saklaması. Yani söküp başka bilgisayara taktığınızda tüm ayarlarınız aynen duruyor. Kablosu örgülü ve yeterince uzun. Elim küçük farelere alıştığı için pek konforlu bulmadım açıkçası G502'yi. Tekerliği de gürültülü geldi.

Klavye: Logitech G810 Orion Spectrum RGB

Logitech ürünlerini seviyorum. Klavye olarak da gereksiz kısayol düğmeleri ile donatılmış, bu yüzden masada fazlaca yer kaplayan ürünlerden sıkılmış birisi olarak Logitech'in G810 mekanik klavyesini tercih ettim. Klavye üzerindeki tuşlar RGB ışıklandırmaya sahip. Her tuşun rengi ayrı ayrı ayarlanabiliyor. Böyle olması güzel ve istediğim bir özellikti. Yine tekerlek şeklindeki ses seviyesi ayarlama tuşu da hoşuma gitti. Tuşlar arasında ışık sızması yok. Sadece harfler yanıyor. Böylece klavye karanlıkta çok göz almıyor. Tuşlarda Logitech'in Romer-G ismini verdiği özel bir anahtar kullanılıyor. Tuşa tam basmadan yarıda iken tuş devreye giriyor. Cherry anahtarlı klavye denemediğim için kıyaslamasını yapamayacağım. Ama genelde Cherry anahtarlara göre daha sessiz olduğu belirtilmiş incelemelerde.

Klavyedeki ışıklar yine Logitech Gaming yazılımı üzerinden kontrol ediliyor. Yalnız burada bir eksik gördüğüm nokta yazılım olmadan tuşlara ayarladığınız ışıklandırma geçersiz oluyor. Yani ışıklandırma ayarları farede olduğu gibi klavyede saklanmıyor, dahili hafızası yok. Yazılımı kapatınca veya klavyeyi farklı bir bilgisayara taktığınızda her şey varsayılan ayara geri dönüyor. Klavyede yıldız, nefes alma, basılan tuşun renk değiştirmesi gibi birçok ışıklandırma efekti mevcut, hatta kendiniz de ışıklandırma efektleri oluşturabiliyorsunuz.

Klavyede tuşlarının ideal büyüklükte olması güzel. Kimi klavyelerde fonksiyon tuşları minnacık oluyor ya da varsayılan olarak fonksiyon tuşu işlevi görmüyor. Fn kombinasyonu vs. gerekebiliyor. Yine ben klavyenin en solunda ve üstünde ekstra tuş sevmeyen kişilerdenim. En solda CTRL, SHIFT, en köşede ESC, en tepede de F tuşları olmalı. Bu açıdan G810 gerçekten minimal boyutlara sahip güzel bir klavye. G502 gibi G810 da oyuncu aksesuarı olarak geçiyor.

Klavyenin sağlam bir ağırlığı var. Koyduğunuz yerde kalıyor. Yüksekliği az da olsa ayarlanabiliyor. Örgülü ve uzun bir kabloya sahip. Şimdilik yazmada ufak tekek hatalar yapıyorum, tam alışamadım. Yalnız klavyenin mekanik olmasının normal klavyeye nazaran pek farkını görmedim.

Unutmadan klavye Türkçe tuş dizilimine ve büyük ENTER tuşuna sahip. Birçok mağazada yanında Logitech çanta hediyesi de var.

Kulaklık: Kingston HyperX Cloud

Dış ortamdaki sesleri oldukça azaltan bir kulaklık olduğunu belirterek başlayayım tanıtmaya. Kutu içeriği zengin, kaliteli bir kulaklık. Taşıma kılıfı, uzatma kabloları, ses kontrol kutusu, mikrofonu vs. her şeyi tastamam. Süngerleri değişebiliyor. Kutu içinden iki farklı sünger çıkıyor. İkisini de denedim. Fakat sanırım kafa bantlı tüm kulaklıklar bir süre sonra insanın başının çok sıkmaya başlıyor. Bu kulaklığın en önemli kusuru mikrofon kısmının çok gevşek olması. Bu gevşeme de bir kendiliğinde meydana geldi. Onun dışında ses kalitesi ve izolasyonu güzel.

Bu yazımda kullandığım güncel masaüstü sistemime yer verdim. Bileşenler ile ilgili sorularınızı, merak ettiklerinizi yorum yazarak iletebilirsiniz. Başka bir yazıda görüşmek üzere.

15755 kez okundu.

2 Yorum Var

  1. sohbet demiş ki

    teşekkür ederim keyifli bir yazı ve sohbet olmuş.

  2. Eras63 demiş ki

    Teşekkürler güzel bir çalışma olmuş ..



Yorum Yazın